Burdur Müzesi

 





Sagalassos Örenyeri

 
      Burdur ili, Ağlasun ilçesi. Güneybatı Torosların güneye bakan yamaçları üzerinde 1490-1600 metreler arasında yer alır. Ağlasun İlçesine 7 Km. Burdur İline 35 Km. Uzaklıkta olup, asfalt yolu bulunmaktadır.
      Sagalassos topraklarında arkeolojik tarih,günümüzden 12bin yıl öncesine dayanır, ancak kentin yazılı kaynaklardan bilinen tarihi, Büyük İskender’in M.Ö. 333 yılındaki fethi ile başlar. İskender’in ölümünün ardından kent, kısa bir süre selefkosların idaresinde kalır. M.Ö. 281 itibariyle, Selefkoslar’ın kontrolü altına girer. M.Ö. 188-133 yılları arasında Attaloslar'ın Bergama Krallığı’nın parçası olur. M.Ö. 129’dan itibaren çeşitli Roma eyaletleri içine dahil edilen Sagalassos, son olarak M.Ö 39’da Roma’nın Galatya eyaletinin en önemli kenti olur. M.S. 5.–7.yy.larda, ardı ardına gelen depremler ve özellikle Arap saldırıları ile bölgenin nüfus yitirmesine paralel olarak Sagalassos terk edilme sürecine girer.
       Sagalassos antik kenti, büyük ölçekli bir hinterland kenti olarak, liman kentlerinden önemli farklılıklar gösterir. Sagalassos araştırma projesinin geniş kapsamlı disiplinlerarası çalışmaları ile, bu nitelikte bir kentte, mimarlık, üretim, tüketim, ticaret ve yaşam, hakkında detaylı kanıtılar elde edilmekte ve böylelikle tarihin az bilinen yönlerine ışık tutmaktadır. Kent ayrıca yaklaşık 1000 yıl boyunca devam etmiş bir seramik üretim merkezi olmak bakımından çok önemlidir. Sagalassos’ta üretilmiş seramiklerin sadece Anadolu içine değil, Avrupa, Ortadoğu ve Afrika’nın önemli antik kentlerine ticaret yoluyla ulaştığı bilinmektedir. Tarihlenebilen Sagalassos seramikleri, bu sebeple bilimsel açıdan da önem taşırlar.
      Sagalassos ve bölgesinin bir diğer önemli özelliği, bölgede Erken Demir Çağı’ndan, Helenistik Dönem’e geçiş hakkında az bilinen noktaları aydınlatacak kalıntılara sahip olmasıdır. Erken Demir Çağında, yerleşimin, mevcut anıtsal kent merkezinin güneybatısında yer alan Tepe Düzen üzerinde yer almış olduğu, daha sonra muhtemelen su sıkıntısı sebebiyle, Sagalassos’un, kazılarla açığa çıkarılan yamaçlara taşındığı tahmin edilmektedir. Aynı zamanda, Sagalassos bölgesi, Geç Antik Dönem’den Bizans Dönemi’ne geçiş ve Orta Bizans Dönemi’ne kadar olan tarihi sürecin daha iyi tanınması açısından da bilimsel potansiyele sahiptir. Sagalassos’un en önemli şansı, terk edilmesinin ardından kısa sürede erozyon tabakaları altında neredeyse, el değmeden korunmuş olmasıdır. Bunda ulaşımının kolay olmayışı da etkili olmuş olmalıdır.
     Kentin Batılılar tarafından ilk keşfi, Fransız gezgin Paul Lucas tarafından yapılmıştır. Kalıntıların Sagalassos antik kentine ait olduğu, İngiliz rahip F. Arundell tarafından belirlenmiştir. 1884-1886 yılları arasında Polonyalı Kont K. Lanckoronski kapsamlı mimari ve epigrafik çalışmalar yürütmüştür. 1972-1974 yılları arasında Avusturyalı R. Fleischer ve ekibi genel bir yüzey araştırmasına başlamış ve özellikle Kuzeybatı Heroon’u çalışmıştır. 1986-1989 yıllarında Galler Üniversitesi’nden S. Mitchell başkanlığında ve M. Waelkens’ın da dahil olduğu bir ekip Pisidya Yüzey Araştırmaları Projesi içinde Sagalassos’u çalışmıştır. Kentin anıtsal merkezinde, yüzeyde görünen tüm mimari kalıntılar incelenmiştir. 1989’da Burdur Müzesi ve Marc Waelkens ortaklığında ile bir kurtarma kazısı yürürütülmüş, 1990 senesinde, Sagalassos, Prof. Dr. Marc Waelkens başkanlığında yürütülen, Bakanlar Kurulu kararlı bir kazı projesi haline gelmiştir.
     Kazılar, antik kentin bir süreç içerisinde terk edildiğini ve bu süreçte, kullanılabilecek durumdaki çoğu yapı malzemesi ve eşyanın bilinçli şekilde alındığını göstermektedir. Bununla beraber, anıtlar ve birçok alanda heykeller, kısa sürede erozyon tabakaları altında kalarak yıkıldıkları vaziyette korunmuş olarak bulunmaktadırlar.
     Kentin en önemli tapınaklarından birinin (Dor Tapınağı), cella duvarları kısmen ayaktadır. Büyük tiyatronun caveası ve sahne binasının büyük bir kısmı in-situ durumdadır. Kazılarla, bugüne kadar Yukarı ve Aşağı Agora ile bunların çevresindeki yapılar ve büyük tiyatro yakınlarındaki bazı anıtlar açığa çıkarılmıştır. Roma Hamamı, Agora çeşmeleri, Hadrian Çeşmesi, Geç Helenistik Çeşme, Neon Kütüphanesi, Agora dükkanları, Sütunlu Cadde, Bouleuterion, Heroon, Antoninler Çeşmesi, Makellum ve Odeion gibi anıtsal merkezin kentsel dokusunu oluşturan yapılar oldukça iyi korunmuş durumda bulunmuşlardır; son iki anıt üzerinde halen kazı çalışılmaları devam etmektedir. Kent merkezinin doğusunda en az 40 odalı büyük bir konut kompleksi açığa çıkarılmaktadır. Çömlekçiler mahallesinde de çeşitli atölye ve fırınlar bulunmuştur. Jeofizik çalışmaları bu “üretim mahallesinin” çok geniş bir alana yayıldığını ve çok sayıda fırının toprak altında korunmuş durumda olduğunu göstermiştir.
      Sagalassos’ta, bozulmada en etkin faktör donma-çözülme döngüleridir. Antik kent yılın büyük kısmını kar altında geçirir. Bu sebeple yeni kazılmış mimari kalıntıların sezon içinde koruma müdahalesi görmesi gerekmektedir. Yine iklim koşulları sebebiyle, daha hassas alanlar, örneğin mozaik zeminler açıkta bırakılamazlar. Bu sebeple sezon boyunca geniş bir konservatör ve restoratör-mimar ekibi alanda çalışmaktadır. Ören yeri içinde tüm yapı kalıntıları gerekli bakım ve onarım programları içinde ele alınmaktadırlar. 
 




Bu site Kültür ve Turizm Bakanlığı Bilgi Sistemleri Dairesi Başkanlığı tarafından hazırlanmıştır.
Bu sayfa 6292 kez gösterilmiştir.