Burdur Müzesi

 





Burdur'un Tarihi Yerleri

 

BURDUR’UN İLİNİN TARİHİ

        Sagalassos:

Kentin yer aldığı bölgede MÖ 10.000’lerden itibaren insan izleri vardır. Hitit Kralı Arnuwanda I’in bir mektubunda kentin adı ilk kez geçiyor olabilir. Söz konusu mektupta “Salawassa” adlı bir dağ kalesinden söz edilir. Bununla birlikte Sagalassos’ta Orta ve Geç Tunç Çağı’na ait birkaç parça seramik dışında kalıntı yoktur. MÖ 546’da Persler Anadolu’yu ilk defa birleştirdiğinde, Sagalassos da Büyük Phrygia Satraplığı’na bağlanır.

MÖ 333’te Büyük İskender kente ulaştığında Sagalassos direnç gösterir ve yenilir. Hellenizasyon süreci, bu fetihten önce başlamış olmalıdır. Hellenleşme öyle bir noktaya gelir ki, Sagalassos’un ileri gelenleri, Pisidia’nın başka yerlerinde görülmeyen şekilde adlarını Pers ve Yunan krallarının adlarıyla değiştirirler.

MÖ 190’da Pisidia Roma etkisine girmiştir. Romalılar Bölgeyi Bergama Krallığı’na bırakır, MÖ 133’te III. Attalos’un vasiye

ti ile bu durum sona erer. MÖ 39-25 arasındaki kısa bir ara dışında Pisidia’nın neredeyse tamamı ile birlikte Sagalassos da Roma topraklarına katılır. Bu durum başlarda kente refah getirse de Kilikia’dan ve Pamphylia’dan gelen korsan saldırıları, VI. Mithradates ile yapılan savaşlar ve Roma’da yaşanan iç savaş, Sagalassos’da da refah seviyesini düşürür .

Lysinia:

Kent, Burdur Lisesi’ndeki bir tarih öğretmeninin Burdur gölünün güneybatısındaki Karakent’te bulduğu bir yazıtı George E. Bean’a göndermesiyle lokalize edilmiştir. Bean de Karakent’i ziyaret etmiş ve kentin kalıntılarını bulmuştur. Kentin bulunduğu tepe, komşusu olan kentlerde de olduğu gibi, savunma duvarıyla çevrilmemiştir. Bean, kentte yüzeyde çok sayıda Roma seramiği parçası bulmuştur

Kormasa:

Kormasa kentinin konumu, yazıtlarla iki kez doğrulanmıştır. Kent Sagalassos teritoryumunun güneybatısında, Lysis nehri vadisinin doğu yakasındaki Kozluca höyük’e lokalize edilir. Höyükte yoğun miktarda Hellenistik seramik bulunmuştur, Roma Dönemi’nde de yerleşim devam etmiştir. Kent, Geç İmparatorluk Dönemi’nde terk edilmiştir. Kentin Geç Hellenistik ve Erken İmparatorluk’taki önemi, Meander Vadisi’nden Pamphylia kıyısına giden yol üzerinde yer almasından gelir

Keraitai:

Burdur Müze Müdürü K. Dörtlük ve arkeolog S. S. Başer tarafından, bulunan sikkelere dayanarak Kremna’nın 15 km kadar kuzeybatısındaki bir yerleşimin Keraitai olduğu söylenmiştir .

Kent, dört yönden çevreye hâkim 1000 m rakımlı bir tepe üzerinde yer alır. Akropolün doğu, kuzey ve güney yamaçları iyi korunmuş surlarla çevrilidir. Batı yamaçlar sarp olduğundan sura ihtiyaç duyulmamıştır. Kent köylüler tarafından tahrip edilmiştir, mimari parçaları yığınlar halindedir. Ayakta kalan en büyük yapı tepenin doğusunda yer alan, düzgün bloklarla örülmüş bir binadır. Kentin yalnızca MÖ 1. yüzyıla ait sikkeleri bilinmektedir. Kremna ile darp ettikleri Homonoia sikkeleri vardır.

Roma Dönemi’nde Kurulan Kentler

Roma Kolonileri

Olbasa:

Kent, A. Schönborn tarafından Bozçay (Lysis) Vadisi’nin doğusundaki Belenli’de, yazıtlar yardımıyla tespit edilmiştir. Müstahkem bir tepe üzerinde yer alan kent, Erken Hellenistik’te kurulmuştur. Pisidia’nın diğer yerleşmeleri gibi, Amyntas’ın ölümünden sonra kurulan Galatia Eyaleti’ne dâhil edilmiştir. Kent, muhtemelen MÖ 6 yıllarında Augustus tarafından Roma kolonisi yapılmıştır Kentin kalıntıları arasında bir tapınak ve Roma Dönemi’nden birçok yapı temeli vardır. Akropolis büyük oranda tahrip olmuştur. Akropolis’in güneybatı eteğinde cadde ve yer yer in situ kapı söveleri görülebilir

Komama:

Kentin kurulduğu tarihle ilgili bir bilgimiz yoktur, kentten Strabon da bahsetmez. Kent, MÖ 78’de Commune Milyadum’un üyesidir. MÖ 6 yılında Augustus tarafından Roma kolonisi olarak yeniden kurulmuştur.

Komama, Burdur’un 60 km güneyinde, Ürkütlü Köyü yakınlarında yer alır. W. M. Ramsay, Ürkütlü yakınlarındaki Şerefönü Çeşmesi mevkiindeki Türk mezarlığında gördüğü yazıtlara dayanarak kentin lokalizasyonunu yapmıştır. Kent, Şeref Höyük adıyla bilinen höyük üzerinde yer alır. Yerleşimde ele geçen buluntular, Mellaart tarafından İlk Tunç II evresine tarihlenmiştir.

Woodward, höyüğün kentin akropolisi olabileceğini söylemiştir, bununla birlikte antik kalıntıların ovada güneydoğuya doğru yayıldığını gözlemlemiştir. İçinde dikdörtgen şekil büyük bir altarın olduğu temenos duvarları da tespit etmiştir.

Seramik buluntular, Komama’da MÖ 1. binyılın ilk çeyreğinden beri yerleşme olduğunu gösterir. Geç Hellenistik’te yoğun bir yerleşime sahne olmuştur. Kentin MÖ 1. yüzyılda bastığı sikkeler, kentin Roma kolonisi olmadan önce de önemli bir kent olduğunu gösterir.

Kremna:

Kent, Burdur İli, Bucak İlçesi’ne bağlı Çamlık Beldesi yakınlarındadır. Kentin adı Yunanca uçurum anlamına gelir, bu isim kentin topografik yapısı ile uyumludur. Yaklaşık 1100 m rakıma sahip olan kentin kuzeyi, güneyi ve doğusu uçurumla çevrilidir. Batı yakası da surla kapatılmıştır. Strabon da Amyntas’ın Kilikia ve Pisidialıları imha etmeye uğraşırken zapt edilemez yerleri aldığını anlatmış ve bu arada bu kentlere örnek olarak Kremna’yı vermiştir. Kent, Augustus’un ölümünden sonra Augustus tarafından koloni haline getirilmiştir.

Kent, bağımsız bir kent olarak MÖ 1. yüzyıl ya da daha öncesinde sikke darp etmiştir, Strabo, kentin en azından MÖ 30 yıllarında önem taşıdığını göstermiştir. Augustus’un kenti koloni olarak yeniden kurması, itici güç oluşturmuş olmalıdır. Veteran kolonistler için tasarlanan caddeler ve evler, daha erken Pisidia yerleşiminin izlerini silmiş olmalıdır. Surların bir kısmı dışında kentte erken Pisidia’dan kalan, tanımlanabilen tek yapı Dorik Agora’dır.

Kentteki diğer önemli yapılar olarak, Hadrian Forum ve Bazilikası, iki tiyatro, Küçük Antoninus Tapınağı, Hadrian Tapınağı ?, Küçük Propylon, Marcus Aurelius ve Commodus Tapınağı, Büyük Propylon, Sütunlu Cadde sıralanabilir.

Roma Dönemi Kalıntıları ve Sikkeleri Bilinen Kentler

Panemoteikhos:

Panemoteichos’un lokalizasyonu, Pisidia’da uzun süreli bir problem olmuştur. Kentin varlığı, en erkeni Julia Domna ve Caracalla’yı, en geçi Gallienus, Salonina ve çocuk Valerianus II’yi betimleyen MS 3. yüzyıl sikkelerinden bilinmektedir. Kentin konumuyla ilgili öneri getiren ilk gezgin Ramsay’dir, Panemoteichos’u Kretopolis ile birlikte Bademağacı’nın güneybatısına konumlandırmıştır.

1993 yılında yapılan bir keşif, Ramsay’in içgüdüsünün gerçeğe en yakın olan olduğu göstermiştir. Bu buluş, kenti son derece sağlam bir şekilde konumlandırmamızı sağlamıştır. Antalya’ya bağlı Boğazköy köyünün ortasında 1993 yazında cami inşaatı için yapılan bir kazıda, diğer mimari buluntularla birlikte in situ durumda ortaya çıkarılan bir Septimius Severus heykeline ait kaide üzerindeki yazıtta Panemoteichos halkının imparatoru onurlandırdığı yazmaktadır.
        





Bu site Kültür ve Turizm Bakanlığı Bilgi Sistemleri Dairesi Başkanlığı tarafından hazırlanmıştır.
Bu sayfa 7948 kez gösterilmiştir.